İki Kelime Bir Roman

Beni Bana Sor   Twitter   

"İstanbul'dan, kuşlardan ve devletten önce uyanmıştım. Eski bir duvar yazısını sevmekten geliyordum."
kalpherzamansoldanatar:

18 Eylül 1973 , salı.. ‘Sokağa çıkma yasağının bitişinden yaklaşık yarım saat sonra ön kapı , sanki birisi zorla girmeye çalışıyormuş gibi sallandı..Kapı kilitliydi ; banyo penceresinden bakınca kapıda bir delikanlının durduğunu gördüm.. Zarar verecek birisine benzemiyordu.. Aşağı indim kapıyı açtım.. Delikanlı alçak sesle , ‘Victor Jara’nın eşini arıyorum’ dedi.. ‘Evi burası mı.. Lütfen , bana güvenebilirsiniz.. Dostum ben..’ Kimliğini çıkarıp uzattı.. ‘İçeri girebilir miyim.. Sizle konuşmam gerekiyor..’ Gergin ve tedirgin görünüyordu.. fısıldayarak , ‘komünist gençlik üyelerindenim..’ dedi..İçeri aldım , salonda karşılıklı oturduk.. ‘çok özür dilerim,’dedi , ‘sizi bulmam gerekiyordu.. Maalesef.. Victor’un öldüğünü bildirmek durumundayım.. bedenini morgda bulmuşlar..Orada çalışan yoldaşlardan birisi tanımış.. Lütfen cesur olun.. o mu , değil mi kesin anlamak için benle gelmelisiniz.. Lacivert iç çamaşırı mı giymişti.. Lütfen gelmelisiniz çünkü ceset kırk sekiz saattir morgdaymış ve kimse sahip çıkmazsa toplu mezarlardan birine gömecekler..’Yarım saat sonra direksiyonda , yanımda delikanlıyla santiago sokaklarını zombi misali geçiyordum.. Adı Hector’du ve bir haftadır morgda , her gün getirilen cesetlerin kimlik tanımlamalarını yapmaya uğraşıyordu.. Kibar , duyarlı bir gençti ve beni almaya gelmekle büyük tehlikeye atılmıştı.. Çalışan sıfatıyla giriş kartına sahipti ve bu sayede beni genel mezarlığın hemen yanındaki morgun küçük yan kapısından içeri soktu..Şoka rağmen bedenim işlemeyi sürdürüyordu.. Belki dışarıdan bakanlara normal ve kendime hakim görünmüşümdür.. Gözlerim görmeye , burnum koku almaya , ayaklarım yürümeye devam ediyordu..Karanlık bir geçitten büyük bir salona çıktık.. zemini kaplayan , köşelere yığılı , çoğu baştan aşağı yaralı , kimisinin elleri hala arkasından bağlı çıplak cesetlerin yanından geçerken yeni arkadaşım Hector koluma girdi.. Genci yaşlısı.. Yüzlerce ceset vardı.. Çoğunluğu işçi görünüşlüydü.. Yüzlerce ceset , suratlarına kokuya karşı bez maskeler takılı morg çalışanlarınca ayaklarından sürüklenerek getiriliyor , yığınların üstüne fırlatılıyordu.. Salonun ortasından , Victor’u bulmamak istercesine durdum.. İçimi öfke kaplamıştı.. Haykıracağımı , sövmeye başlayacağımı fark eden Hector , ‘lütfen ,’ dedi , ‘hiçbir şey belli etmemelisiniz.. başımız belaya girebilir.. Lütfen sessiz kalın.. Gidip ne tarafa bakacağımızı sorayım.. Burası değil galiba..’Yukarı çıkmamız söylendi.. Bina öylesine cesetle dolmuştu ki idari ofisler bile boş değildi.. Uzun bir koridor.. Kapılar.. Kapılar.. Yerlerde yatan , bu sefer giyimli , öğrenci görünüşlü on , yirmi , otuz , kırk , elli ceset.. ve işte orada , dizili cesetlerin ortasında Victor’u buldum..Zayıf , kupkuru görünüyordu.. ama Victor’du.. Bir haftada bu kadar çökertecek neler yapmışlardı aşkıma.. Gözleri açıktı ve kafasındaki ürkütücü yarayla yanaklarındaki morluklara rağmen meydan okurcasına hiddetle ileri bakar gibiydi.. Giysileri yırtılmıştı.. Pantolonu ayak bileklerine indirilmiş , kazağı koltuk altlarına sıyrılmıştı.. Lacivert donu bir bıçak veya süngüyle delinmiş gibi görünüyordu.. Göğsü delik deşikti ve karnında kocaman bir yar vardı.. Elleri , bileklerinden kırılmış gibi tuhaf bir açıyla duruyordu.. Ama bu Victor’du.. kocamdı.. aşkımdı..Bir yanım o anda ölüverdi.. Orada dikilirken içimdeki bir şeyin ölüşünü hissettim.. kıpırdayamıyor , konuşamıyordum..’VICTOR JARA , Yarım Kalan Şarkı – JOAN JARA

kalpherzamansoldanatar:

18 Eylül 1973 , salı.. 

‘Sokağa çıkma yasağının bitişinden yaklaşık yarım saat sonra ön kapı , sanki birisi zorla girmeye çalışıyormuş gibi sallandı..

Kapı kilitliydi ; banyo penceresinden bakınca kapıda bir delikanlının durduğunu gördüm.. Zarar verecek birisine benzemiyordu.. Aşağı indim kapıyı açtım.. Delikanlı alçak sesle , ‘Victor Jara’nın eşini arıyorum’ dedi.. ‘Evi burası mı.. Lütfen , bana güvenebilirsiniz.. Dostum ben..’ Kimliğini çıkarıp uzattı.. ‘İçeri girebilir miyim.. Sizle konuşmam gerekiyor..’ Gergin ve tedirgin görünüyordu.. fısıldayarak , ‘komünist gençlik üyelerindenim..’ dedi..

İçeri aldım , salonda karşılıklı oturduk.. ‘çok özür dilerim,’dedi , ‘sizi bulmam gerekiyordu.. Maalesef.. Victor’un öldüğünü bildirmek durumundayım.. bedenini morgda bulmuşlar..Orada çalışan yoldaşlardan birisi tanımış.. Lütfen cesur olun.. o mu , değil mi kesin anlamak için benle gelmelisiniz.. Lacivert iç çamaşırı mı giymişti.. Lütfen gelmelisiniz çünkü ceset kırk sekiz saattir morgdaymış ve kimse sahip çıkmazsa toplu mezarlardan birine gömecekler..’

Yarım saat sonra direksiyonda , yanımda delikanlıyla santiago sokaklarını zombi misali geçiyordum.. Adı Hector’du ve bir haftadır morgda , her gün getirilen cesetlerin kimlik tanımlamalarını yapmaya uğraşıyordu.. Kibar , duyarlı bir gençti ve beni almaya gelmekle büyük tehlikeye atılmıştı.. Çalışan sıfatıyla giriş kartına sahipti ve bu sayede beni genel mezarlığın hemen yanındaki morgun küçük yan kapısından içeri soktu..

Şoka rağmen bedenim işlemeyi sürdürüyordu.. Belki dışarıdan bakanlara normal ve kendime hakim görünmüşümdür.. Gözlerim görmeye , burnum koku almaya , ayaklarım yürümeye devam ediyordu..

Karanlık bir geçitten büyük bir salona çıktık.. zemini kaplayan , köşelere yığılı , çoğu baştan aşağı yaralı , kimisinin elleri hala arkasından bağlı çıplak cesetlerin yanından geçerken yeni arkadaşım Hector koluma girdi.. Genci yaşlısı.. Yüzlerce ceset vardı.. Çoğunluğu işçi görünüşlüydü.. Yüzlerce ceset , suratlarına kokuya karşı bez maskeler takılı morg çalışanlarınca ayaklarından sürüklenerek getiriliyor , yığınların üstüne fırlatılıyordu.. Salonun ortasından , Victor’u bulmamak istercesine durdum.. İçimi öfke kaplamıştı.. Haykıracağımı , sövmeye başlayacağımı fark eden Hector , ‘lütfen ,’ dedi , ‘hiçbir şey belli etmemelisiniz.. başımız belaya girebilir.. Lütfen sessiz kalın.. Gidip ne tarafa bakacağımızı sorayım.. Burası değil galiba..’

Yukarı çıkmamız söylendi.. Bina öylesine cesetle dolmuştu ki idari ofisler bile boş değildi.. Uzun bir koridor.. Kapılar.. Kapılar.. Yerlerde yatan , bu sefer giyimli , öğrenci görünüşlü on , yirmi , otuz , kırk , elli ceset.. ve işte orada , dizili cesetlerin ortasında Victor’u buldum..

Zayıf , kupkuru görünüyordu.. ama Victor’du.. Bir haftada bu kadar çökertecek neler yapmışlardı aşkıma.. Gözleri açıktı ve kafasındaki ürkütücü yarayla yanaklarındaki morluklara rağmen meydan okurcasına hiddetle ileri bakar gibiydi.. Giysileri yırtılmıştı.. Pantolonu ayak bileklerine indirilmiş , kazağı koltuk altlarına sıyrılmıştı.. Lacivert donu bir bıçak veya süngüyle delinmiş gibi görünüyordu.. Göğsü delik deşikti ve karnında kocaman bir yar vardı.. Elleri , bileklerinden kırılmış gibi tuhaf bir açıyla duruyordu.. Ama bu Victor’du.. kocamdı.. aşkımdı..

Bir yanım o anda ölüverdi.. Orada dikilirken içimdeki bir şeyin ölüşünü hissettim.. kıpırdayamıyor , konuşamıyordum..’

VICTOR JARA , Yarım Kalan Şarkı – JOAN JARA

— 3 days ago with 30 notes

kalpherzamansoldanatar:

bir güzele gönül verdim 
sararıp soldum 
gâhi uslu gâhi deli 
dolanıp durdum

ne gecesi ne gündüzü bellidir 
günleri çok, yılı desen ellidir 
bir güzele gönül verip sevenler 
sözde degil gözlerinden bellidir

geçti ömrüm yollarında 
ihtiyar oldum 
gâhi uslu gâhi deli 
dolanıp durdum

— 3 days ago with 18 notes
"mardin kağıda yazılmıyor sevgilim,
artık beni bırakabileceğin bir şehir
buldum,
artık beni sevmesen de olur."
— 1 week ago with 51 notes

kalpherzamansoldanatar:

Gelelim sonuncuya.
Hiçbirine bağlanmadım
Ona bağlandığım kadar.
Sade kadın değil, insan.
Ne kibarlık budalası,
Ne malda mülkte gözü var.
Hür olsak der,
Eşit olsak der.
İnsanları sevmesini bilir
Yaşamayı sevdiği kadar. 

Orhan Veli Kanık

— 1 week ago with 32 notes
kalpherzamansoldanatar:

Biz ve Onlarİçlerinden geçenleri anlıyorduk, sölylemediklerini. Yoksulsunuz, iğrençsiniz, diyorlardı, ne giysiniz var dolabınızda, ne iki türlü yemeğiniz, ne de paranız, sevginize karnımız tok, özgürlükse özgürlük bizim için, Sırıtmaya bile gerek duymadan arkalarını dönüyorlar soframıza. Oysa biz alın terimizi bölüşürüz, yağma ve harç bilmeyiz. Tütünü öküz için icat ettik, sürerken bir cıgara içimi dinlensin diye. Öküz bizsek, hani soluk alacak vakit nerde! Bu yüzden hor bakıyorlar bize, kanımızı içtiklerinden. Bencillik en büyük bereket onlara, beylikleriyse en büyük dolap.Oktay Rıfat Horozcu

kalpherzamansoldanatar:

Biz ve Onlar

İçlerinden geçenleri anlıyorduk, sölylemediklerini. 
Yoksulsunuz, iğrençsiniz, diyorlardı, 
ne giysiniz var dolabınızda, ne iki türlü yemeğiniz, ne de paranız, 
sevginize karnımız tok, özgürlükse özgürlük bizim için, 
Sırıtmaya bile gerek duymadan arkalarını dönüyorlar soframıza. 
Oysa biz alın terimizi bölüşürüz, yağma ve harç bilmeyiz. 
Tütünü öküz için icat ettik, sürerken bir cıgara içimi dinlensin diye. 
Öküz bizsek, hani soluk alacak vakit nerde! 
Bu yüzden hor bakıyorlar bize, kanımızı içtiklerinden. 
Bencillik en büyük bereket onlara, beylikleriyse 
en büyük dolap.

Oktay Rıfat Horozcu

— 1 week ago with 14 notes
kalpherzamansoldanatar:

Bana bir türkü öğretsenAyın aydınlığında söylesemGecenin karanlığında söylesemYağmur yağınca söylesemToprak uyanınca söylesemBana bir türkü öğretsenBana bir türkü öğretsenBeraber olunca söylesemAyrı kalınca söylesemSeni unutunca söylesemBana bir türkü öğretsenGeldiğim yerlere er geç dönebilsemSevebilsem her şeyi yeniden sensizSensiz vazgeçebilsemGece demesem gündüz demesemKimseleri dinlemesemHem yürüsem hem söylesemHem söylesem hem yürüsemArif DAMAR

kalpherzamansoldanatar:

Bana bir türkü öğretsen
Ayın aydınlığında söylesem
Gecenin karanlığında söylesem
Yağmur yağınca söylesem
Toprak uyanınca söylesem
Bana bir türkü öğretsen

Bana bir türkü öğretsen
Beraber olunca söylesem
Ayrı kalınca söylesem
Seni unutunca söylesem

Bana bir türkü öğretsen
Geldiğim yerlere er geç dönebilsem
Sevebilsem her şeyi yeniden sensiz
Sensiz vazgeçebilsem
Gece demesem gündüz demesem
Kimseleri dinlemesem
Hem yürüsem hem söylesem
Hem söylesem hem yürüsem

Arif DAMAR

— 1 week ago with 12 notes

kalpherzamansoldanatar:

"dedim ki "neden"
dediler ki “kader”
dedim ki “olmaz olsun”
dediler ki “olur olur, paran kadar, herşeyi satarım”
dedim ki “hastir lan”
dediler ki “anasını bile…”
dedim ki “sattırmam ulan”
dediler ki “hii! en büyük suç”
dedim ki “biz vaşingtonu portakal bilirdik”
dediler ki “tövbe estağfurullah”
dedim ki ;

çekin ellerinizi anamdan
çekin ellerinizi vatandan
bu vatan bizim, bizim oğlum bizim
kirli donlarınızı çektirmem burçlarına
bu vatan bizim, bizim oğlum bizim
çekin ellerinizi vatandan. “

— 1 week ago with 10 notes
http://kalpherzamansoldanatar.tumblr.com/post/97401985571/kanun-nedir-diye-sorsan-bahcevana-gunestir-der →

kalpherzamansoldanatar:

Kanun nedir diye sorsan bahçevana
Güneştir der sana
Güneştir benim efendim
Oldum bittim.

Celâllenir yatalak dede,
Kanun eskilerin hikmetidir diye
Üste çıkar büyük oğlan ne demek
Kanun demek gençlik demek.

Hocafendi alır önüne cahilleri
Kanun diye başlar vaaz
Kanun kitabın söylediği
Kanun…

— 1 week ago with 8 notes

kalpherzamansoldanatar:

"sevda büyür, ayrılıklar çağlayan olur"

— 1 week ago with 10 notes
kalpherzamansoldanatar:

"onu vurdular, gözümle gördüm onuak bir zambağa binmişgidiyorduzambak dur, sana da bulaştı kan.”Behçet Aysan

kalpherzamansoldanatar:

"onu vurdular, gözümle gördüm onu
ak bir zambağa binmiş
gidiyordu

zambak dur, sana da bulaştı kan.”

Behçet Aysan

— 1 week ago with 64 notes